“Kendine iyi bak deme, denmez saçmaaa” … Anneler için yoğun bakım günleri düzenlensin…

Bu şarkıda sanatçının anlatmak istediği sanırım, zaten her kişinin doğası gereği, hayatta kalmak için  -otomatik olarak belki de- kendine iyi bakacağı. Akşam makul bir saatte uyuyup, geceleyin kesintisiz uyuyarak sabah kendi istemiyle kalkması, mis gibi bir kahvaltı edebilmesi, gün içinde de işin gücün ve hayat gailesinin yanında kendisi,  “sadece kendisi” için bir şeyler yapabilmesi..

Biliyor musun ki sevgili okur, ben kitap okumayalı yıl oldu ve bunu söylerken utanıyorum? Almaya devam ediyor, baş ucumda bir güzel istifliyorum, o ayrı.. Ancak kitap okumaya geçebileceğim trans/konsantrasyon/günlük işlerden sıyrılma halime dönüşemiyorum. Bu nedenle günlük gazetelerden okumak istediğim makaleleri bile kesiyor biriktiriyorum, en azından onları okurum diye.

Eksik olmasınlar, Can ve Ege doğal olarak bakım istiyorlar hala.. ( Biteceği bir zaman olmayacak ki..) Üstelik ikisinin bakım talepleri çok farklı.  Biri 1 yaş triplerinde, diğeri 4 yaş çocuğu… Misal, içeriden gelen “Annneeee bittiiii” sesi ile banyoya yönlenmişken, mama sandalyesinde toplamda 23 saniye yalnız durmak istemeyen Ege’yi de ittirerek banyo kapısına götürür ve sonrasında olay mahalini beraberce terk ederken hayal edebilirsiniz bizi J

Ya da “Annneeee Ege ağzına bir şey attı!” çığlığı ile nasıl olur da 4 saniye içinde Can’ın sahip olduğu en minik oyuncaklarını ortaya saçtığını ve Ege’nin de “Hıh ben de tam bu anı bekliyordum” demişçesine onları ağzına attığına hayret edebilirsiniz (ve evet evdeki minik parçaların hepsini uçuruyorum artık, risk alamayacağım gari).

Hele de Ege kuzu ucundan alerjik, Can da reaktif hava yolu bıdı bıdısı olunca araya bazen tedavileri de giriyor. Şimdi şu noktada söylemek isterim ki, şükran ve minnet doluyum her hallerine, ama bu blog benim olduğuna göre uzman da aşağıda konuşacağına göre, ben anne kontenjanından şikayet edebilirim!!

Annelik yorucu bir iş;  dolayısı ile klişe söylemle “oksijen maskesi önce anneye”. Gel gör ki annelikte, o oksijen maskesi uçaktaki gibi zıbamp! diye kafanızda belirmiyor. Sizin bu ihtiyacınızı kendinizin belirlemesi ve kendinizin kendinize iyi bakması gerekiyor.. Önce “anne” haliniz değil aslında biliyor musunuz, önce “siz”.. Ve bu aslında çoklukla zihinsel olarak özgürleşme ile mümkün..

Şu son bir yılda “Her gün bir Türk kahvesi” kampanyası dahilinde o 15 dakikanın nasıl iyi geldiğini anlatamam. Şu anda ise satırlarımı eğitim vermek üzere başka bir şehre uçmak için beklerken yazıyorum. Varın siz düşünün hislerimi J

Uzman diliyle: Süper anne, mükemmel anne, her şeye yeten anne, becerikli anne, kızmayan anne, bağırmayan anne, şikayet etmeyen anne.. Geçen gün bir reklamda (sanırım bir vitamin reklamıydı) anne işten geliyor ve futbol oynamak isteyen oğluna “Tabii ki bir tanem!” diyordu. “Dur be yavrum kapıdan gireli iki dakika olmadı daha..” demiyordu.. Ama “gerçek” anneler bunu der. Çünkü her annenin “anne” kimliğini bir süreliğine kenara koyup “kendi”sine sarılması gerekir, iyi bakması gerekir.

Annelik kutsaldır, güzeldir, ışıklıdır vs. Ancak anneler (çocukları kaç yaşında olursa olsun):

-Sürekli bakım verirler,

-Zihinlerinin bir bölümü çocuklarındadır,

-İçlerinden bir ses sıklıkla “olmayanlar, tehlikeler” hakkında konuşur,

-Zaman zaman yetersiz/beceriksiz hissederler,

-Farklı derecelerde de olsa evham/kaygı düzeyleri çocuktan sonra artış gösterir. Durum bu haldeyken annenin “kendi”sine ne olur? İyi bakmazsanız bastırılır, kaçar, küser, uzaklaşır, öfkelenir. “Sinirli bir kadın oldum çıktım”, “Sürekli bağırıyorum”, “Her gün bağrış çağrış” diyorsanız, içinizdeki çocuğu küstürmüşsünüz demektir.

Anne küserse dünya küser….

Küskün annesiyle çocuğunuz ne yapar? Sizi geri döndürmek için uğraşır da uğraşır.. Ama bunu her zaman olumlu yöntemlerle yapamaz.. Ve işte kısır döngü o zaman başlar.

Annenin kendi ihtiyaçlarını, isteklerini, özlediklerini, kendine iyi gelenleri bilebilmesi, ve bunlar için uğraşması dahilinde anne çocuğunu “taşıyabilir”. Yere dökülen su için çıngar çıkmaz, çocuğu ağlama krizindeyken psikologların önerdiklerini yapacak içsel dinginliği olabilir.

Ey anne, birinci görevin kendine iyi bakmandır, kolay gelsin.

Reklamlar

“Kendine iyi bak deme, denmez saçmaaa” … Anneler için yoğun bakım günleri düzenlensin…” üzerine 3 yorum

  1. yazılarınızı çok beğendim sizde kendimi ev halimi, psikolojimi, anneliğimi ,gelgitlerimi…vb. bir çok şeyi buldum. Benim sıkıntı edip dillendiremediğim sadece bende olduğunu düşündüğüm duygu ve davranışların başkalarında da olması beni biraz rahatlattı:) mükemmel anne olamam ama mükemmele yakın olmaya çalışacağım. Bloğunuz ve paylaşımlarınız için çok teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s