HÇÇ: “Hadi!” Çağı Çocukları – 2000’li yıllarda ebeveynlik serüveni

IMG_3177 (Yazıya inat bir fotoğraf..)

En sık kullandığım lanet kelime: Hadi!
Niye?
Tostunun son ısırığını alması, inhalerini sıkması, ayakkabısını giymesi, oto koltuğuna oturması, oto koltuğundan kalkması için “Hadiiiiiiii!!”.
Oto koltuğuna oturtma ve kaldırma konulu ayrıca bir yazı yazabilirim mesela.
Ya da gün içinde kaç kez hadi dediğimi saymak üzere adımsayarları kullanabilirim. O derece sık “Hadi”leniyoruz ailecek.

Çok boğucu. Biri bana o denli hadi dese : “Dur yahu ne bu acele, sürekli bir yerlere çekiştiriyorsun” derdim.
Sonra da şunu derdim: “Yavaş yavaş acele et”..

Tabii bunları diyemeyen Can ve henüz bizim boyunduruğumuz altındaki Ege ile günlük hayatın içinde bu kadar çok hadi deyince, -iyi bir günüme denk gelmiş olacak ki-, üzerinde biraz düşünmeye karar verdim. Çünkü ben hadi ledikçe ve bu hadileme halleri süreci hızlandırmak şöyle dursun, ne kadar da yavaş gittiğine dikkat çekmeye başlayınca daha can sıkıcı bir hal aldı.

Bunları okuyanlar beni Cern’de çalışan bir mühendis ya da ne bileyim, bir çeşit madam Curie sanabilirler. Yani koşturduğum yer insanlığa müthiş faydalar sağladığım bir yer değil. Ya Can’ın okulu, ya alışveriş, ya da sosyal bir etkinlik. Pazar günü sitedeki parka giderken hadi der mi ya insan, insaf?

Bu kelimenin yüklü olduğu anlamlar var sanırım:
“Hadi, çabuk ol”
“Hadi, benim dediğimi yap”
“Hadi, şu anda yaptığın şeyi durdur”
“Hadi, ÇOCUK olma benim istediğim büyükümsü çocuk ol”
“Hadi, benim tempoma uy!”
Bütün suç şu şehrin! Bütün suç içinde bulunduğumuz yeni zamanın! Bütün suç bizi içine çeken hektik koşturmanın! Bütün suç bana hadileten sistemin! Ben suçsuzum 😛 Hadi ordan!!

Uzman diliyle: Evet, bizim ebeveynlerimiz yani 20.yüzyıldaki çocukların anne babaları kesinlikle daha az hadi diyorlardı. Daha az “Hadi”lenen çocuklardık biz. Sokakta yakar top oynamak diye bir şey vardı. Ya da niyet satılırdı köşe başlarında. Herkes daha güvenli, sokaklar çocukların, evler yetişkinlerindi. Hadi denecek bir durum yoktu. En fazla trene yetişmek için denirdi herhalde.

Şimdi?

Evler işlere uzak.
Okullar evlere uzak.
Anneanne, babaanne, dedeler hafta sonu kadar yakın.

Her şey hızlı akıyor. Elimiz akıllı telefonlarda. Bir tıkla kim nerde ne yapmış öğreniyoruz. Şart mı? Değil. Ama çağ bilgi, enformasyon, geri bildirim çağı. Telefonlar “akıllandıkça” insanlar arası iletişim “like/dislike/beğen/paylaş/yorum yap” butonlarının arasına sıkışıyor.

Kırmızı ışıkta durunca eliniz telefonunuza gidiyor mu gitmiyor mu?
Ya asansörde?

Bu kadar hızlı akarken her şey tabii ki hayatın koşturması da katlandıkça katlanıyor. Bir yere yetişmemiz gerekmese de nedense o koşturmalı ruh halinden sıyrılamıyoruz. Sanki hep acelemiz var, hep işimiz var. Rahatlayamıyoruz, çocuklarımızla o “an”ın içinde kalamıyoruz. O zaman da işte, “hadi” lerden oluşan bir yolda ilerliyoruz..

Çağ zor bir çağ, tüm ebeveynler artık o telefonlardan daha “akıllı” olmak zorundalar.. zor..

Not: Bu yazıda geçen tema ilginizi çektiyse bu kitaba da bakabilirsiniz.

101006155357

Reklamlar

HÇÇ: “Hadi!” Çağı Çocukları – 2000’li yıllarda ebeveynlik serüveni” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s