Tacize hayır diyebilmenin ilk adımı: Duygusal Ehliyet

Kalplerimizi toplayıp götürüyorlar bazen gerçekten..

Kalplerimizi toplayıp götürüyorlar bazen gerçekten..


Kötü çocuk yoktur diye bir yazım vardı hatırlarsanız..
Ama galiba kötü yetişkinler/insanlar var..

Ne çok şey gördük değil mi şu 2-3 ay içinde? Hepsi bizi biraz depresif, biraz daha koruyucu, biraz içe kapanık yaparken, ben hep aynı soruyu sordum kendime: İki çocuğum için dünyayı daha güvenli bir yer haline getirebilir miyim? Yok getiremeyeceksem onları nasıl yetiştirmeliyim?

Hani bizim jenerasyonun Kadıköy’e gitme izni koparmaya çalışırken en sık duyduğu cümle “Sana güveniyorum evladım, ama ben etrafa güvenmiyorum” yoksa izin vermeme bahanesi değil de gerçek miydi??

Zor yani ebeveyn olmak artık biraz daha… “Bakkala gitmek”, “Otobüse binmek”, siteye ait olmayan bir “bahçede akşam hava kararana kadar oynamak” gibi düşünceler bizi karabasanlara gark ediyor.

Her şey bu kadar hızla akarken, çocuğumuzun maruz kaldıklarından haberdar olabilmek lazım.. O’nun ne gördüğünü evde haberler açmayarak veya “Ay biz özel bölgelerini anlattık daha 3 yaşındayken” diyerek çözemeyiz. Acı ama durum bu..

Şimdi işte başka türlü düşünme zamanı. Çünkü uzman kimlik aşağıda ahkam kesecek ama, anne olarak biliyorum ki, ben iki çocuğumu da “iyi” insan yapma çabama, “kendini koruma” yı da eklersem ve bunu sadece oyuncağını geri alması üzerinde değil de biraz daha büyük resimde yaparsam umut dolabilirim.

Tabii özgür iradenin vicdanla işbirliğine güvenerek..

Uzman Diliyle: Çocuğunuzu her türlü kötü şeyden koruma çabası nasıl zor değil mi? Arıdan, pişikten, okuldaki zorbadan, bahçedeki alaydan.. Belki tacizden ve tabii ki şiddetten. Şimdi, çocuğunuzu her şeyden koruyamayacağınız gerçeğini düşünürken hissettiklerinizi fark edin.. Bu, sizin çocuğunuzun öğlen ne yediğinden inanın daha önemli.. Bu, çocuğunuzun bu hayatta siz olmadığınız anlarda karşısına çıkan her ne ise, elinden geldiğince baş etmesini öğretmek için bir fırsat. Bu duygudan kaçış yok gibi, ama harekete de geçirir bizi bu “basma” hali…

Bir çocuğun sahip olması gereken becerilerin başında duygularını tanımak geliyor.. Çünkü ne hissettiğinin farkında olmak aynaya bakmak gibidir.. Kızdığını/üzüldüğünü anlayan bir çocuk ise, başkası aynı şekilde hissettiğinde empati yapabilir. Empati ise, açık ve çalışan bir iletişim ağının ilk anıdır.

Ne hissettiğini, hoşuna gideni, gitmeyeni, ne istemediğini söyleyen, bunu da kararlı ve güvenli bir şekilde yapabilen bir çocuğun hayatına başka nasıl bir zenginlik katılabilir.

Taciz veya şiddete maruz kalmak hiç bir şart altında, hiç bir çocuğun tercihi, beceriksizliği veya hak ettiği bir şey değildir. İşte tam da bu yüzden, “çocuk” oldukları için onları gelişimlerine uygun halde donanımlı kılmak, her çocuğun eline kendi duygusal ehliyetini vermek sadece bizim mesleğin değil, tüm yetişkinlerin sorumluluğundadır..

Biraz daha okumak istiyorum derseniz buraya bakabilirsiniz: http://www.guncedanismanlik.net/images/stories/gncel_blten_-_mays_2014.pdf

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s